Kayıtlar

Öne Çıkan Yayın

Kitap Okurken Etkili Not Alma Nedir? Nasıl Yapılır?

Bir kitabın dünyasına girdiğimiz andan itibaren etrafımızdaki çoğu şeyden haberdar dahi olmayız, bu adanmışlık insanda büyük bir aydınlanmayı ve bilgilenmeyi doğurabilir. Pek çok insan kitap okurken daha önce hayatında karşılaşmadığı veya önemli gördüğü bir bilgiye değer verse dahi genellikle not alma ihtiyacı duymaz. Beynin kısa ve uzun süreli hafıza kaynaklarını göz önünde bulunduracak olursak kitap okurken elde ettiğimiz o eşsiz bilgiyi unutmamız veya eksik hatırlamamız içten bile değildir. Bunların farkında olarak veya farkında olmayarak nadir de olsa bazı kimseler kitap kenarlarına çeşitli kısa notlar veya çizimler yapmaktadır. Kitap sayfalarını notlarla donatıp sayfanın ahengini bozmak bazı kimselerin hoşuna gitmese de etkili bir okumanın gerçekleşmesi için gerekli işlemlerden birisi olduğunu hatırlatmakta fayda var. Kitap sayfalarınızı kirletmekten korkmayın, bu sizleri kitaba daha yakın bir dost edecektir. Sadece bu kadarıyla da kalmaz sizi uyanık tutar her an tetikte olurs...

Jeff Kinney- Saftirik Greg'in Günlüğü Kitabı İncelemesi

 Saftirik Greg'in Günlüğü adlı kitap Jeff Kinney'in Saftirik Greg serisinin ilk kitabı. Okuyucuları eğlendiren kitap Greg'in başından geçenleri günlük şeklinde yazıp anlatmasıyla başlar.   Saftirik Greg, çocuk olmanın çok zor olduğundan bahsederek günlüğüne başlar. Çocuk olmaktan bıktığını kimsenin onu anlamadığını hızlıca büyümek istediğini anlatır. Okulda karşılaştığı sorunların çözümünü yetişkin aile bireylerine danışmak yerine kendi planlarıyla çözmeye çalışan Greg komik hallere düşer ve işin içinden bir türlü çıkamaz. Okul arkadaşlarıyla yaşadığı olaylar, sevdiği kızla konuşma konusundaki beceriksizlikleri ve daha birçok durumdan bahseder. Saftirik Greg günübirlik yazdığı yazılarına ek olarak ruh halini anlatan karikatürler çizmekte ve durumun ne kadar vahim olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadır.  Saftirik Greg'in Günlüğü, Greg'in komik okul maceralarına son vermesiyle biter.  Seri halinde çıkan kitap, eğlendirici yönü bakımıyla sıklıkla tercih edilmektedir....

"Mihriban" Türküsünün Hikâyesi

Abdurrahim adlı gencin büyük bir hayal kırıklığı ile sonuçlanan aşk hikayesinin sonunda kaleme alınan türküde bahsi geçen genç kızın ismi aslında Mihriban değildir. Abdurrahim’in çocukluk arkadaşının köy meydanında düğünü yapılmaktaydı. Köyün gençleri bir köşede düğüne gelen genç kızları izlerken Abdurrahim’in gözü davetliler arasında bulunan genç kıza takılı kalır. Delikanlı ne yapıp ne eder kızla konuşma fırsatını yakalar. Abdurrahim heyecandan ismini sormayı unutur ve kıza Mihriban isminin çok yakışacağını düşünüp kendi kendine Mihriban ismini kullanmıştır. Düğünün bitmesiyle evli evine köylü köyüne misali davetliler teker teker dağılmışlardır. Abdurrahim nasıl olsa sabah genç kızı tekrar göreceğini düşünerek evinin yolunu tutmuştur. Ertesi gün kızın olmadığını anlayıp aşk acısından günlerce sokağa çıkmamıştır. Bu durumun böyle sürmemesi gerektiğini düşünüp anne ve babasıyla konuşup Mihriban’ı istemeye göndermiştir. Ailesini büyük bir heyecanla bekleyen delikanlı duydukları karşısı...

Türkçe Dersi Yazma Eğitimi Etkinlik Örneği/ Storyjumper

Resim
Metnin başlığı sizce ne olmalı? Metni okuduktan ve sonunu kendiniz tamamladıktan sonra düşündüğünüz başlığı aşağıya yorum olarak yazınız. Read this book made on StoryJumper

"Sarı Gelin" Türküsünün Hikâyesi

Sarı gelin türküsüne ilham veren aşk öyküsü klasik zengin kız fakir oğlanın birbirlerine olan aşkları ve bu aşka karşı çıkan aileler yüzünden kavuşamayan gençleri konu almaktadır. Gerçek ve yaşanmış olan bu türkünün kahramanları Erzurumlu baba yiğit bir delikanlı ile dinine çok bağlı olan Hristiyan Kıpçak beyinin güzeller güzeli kızın arasında tutkulu bir aşk yaşanmaktadır. Kızın babası ne kadar dinine bağlı bir Hristiyan ise delikanlının ailesi de bir o kadar muhafazakar Müslümandı. Dinler ayrılığı bu iki gencin davullu zurnalı bir düğün ile kavuşmalarına çok büyük bir engeldi. Delikanlı sonunda kararını verdi kızı kaçırmak için bir plan yaptı ve bu plana kızı da dahil ederek bir gece yarısı birlikte kaçarlar. Kaçarken onların peşinden havlayan köpeklerin sesine uyanan kızın babası, hiç vakit kaybetmeden gençlerin peşine adamlarını salar. Eli silahlı adamlar hiç acımadan delikanlıyı vurarak öldürürler. Bu iki gencin hazin dolu aşkları sarı gelin türküsüyle nesilden nesile aktarılmış...

Selanik Türküsü'nün Hikâyesi

Hemen hemen bütün türkülerde olduğu gibi Selanik türküsünün ortaya çıkmasının arkasında hüzünlü bir aşk hikayesi vardır. Mehmet ve Fitnat’ın aşkları, Mehmet’in Fitnat’ın babası Rüstem bey ile tanışmasından sonra başlar. Mehmet bir gün Selanik sokaklarında iş aramak için dolaşırken bir manifaturacı dükkanına girer ve çalışmak istediğini söyler. Dükkan sahibi Rüstem bey, Mehmet’in iyi bir genç olduğuna karar verir ve işe alır. Mehmet bir gün dükkana yemek getiren Fitnat’ı görür ve iki genç ilk görüşte birbirlerine aşık olurlar. Bir süre gizli gizli görüşen gençler evlenmeye karar vererek durumu aile büyükleri ile paylaşırlar. Ailelerinde onayını aldıktan sonra düğün hazırlıklarına başlanır. Bu sırada Selanik ve çevresinde salgın hastalık baş göstermiş ve birçok kişinin ölmesine sebep olmuştur. Çaresi bulunamayan hastalığın pençesine düğüne günler kala Fitnat da düşmüştür. Rüstem bey tüm imkanlarını kullanmasına rağmen elinden hiçbir şey gelmedi ve Fitnat düğününe üç gün kala sevdiği ad...

2017 ve 2019 Türkçe Öğretim Programlarının Karşılaştrılması

2017 Türkçe Öğretim Programı 1. İlk okuma ve yazma sürecinde, ses esaslı okuma yazma öğretimi benimsenmiştir.ilk okuma yazma öğretimi dik temel harf veya birleşik eğik harflerle yapılmaktadır.  2.İlk okuma yazma süreci üç aşamadan yapılmaktadır. Bunlar; ilk okuma yazmaya hazırlık, ilk okuma yazmaya başlama ve ilerleme, bağımsız okuma ve yazmadır. İlk okuma yazmaya hazırlık aşamasında; dinleme eğitimi çalışmaları, parmak- el ve kol kaslarını geliştirme çalışmaları, boyama ve çizgi çalışmaları esas alınır. İlk okuma yazmaya başlama ve ilerleme aşamasında; sesi hissetme- tanıma- ayıt etme, harfli okuyup yazma, harflerden heceler- hecelerden kelimeler- kelimelerden cümleler oluşturma çalışmaları esas alınır. Bagımsız okuma ve yazma aşaması ise sınıflara göre ayrılmıştır. 1. sınıfta okuma ve yazma süreci tamamlanır. 2. sınıfta öğrencilere okuma yazma becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yapılır. 3. ve 4. sınıfta öğrencilerin kendine has yazı alışkanlığı kazanmasına yönelik...

"Çırpınırdı Karadeniz" Türküsünün Hikâyesi

Osmanlı imparatorluğunun 1. Dünya savaşına katılmasının ardından kardeş ülke sayılan Azerbaycan’ın en ünlü şairleri arasında yer alan Ahmet Cevat tüm içten duygularıyla Çırpınırdı Karadeniz şiirini kaleme almıştır. Savaş henüz neticelenmemiş ve cephelerde çok büyük mücadeleler devam ederken, başarılarıyla ün salmış olan ordu komutanın Azerbaycan halkını savaşın sonuçlarından en az şekilde etkilenmeleri için askerlerini Azerbaycan’a göndermesi üzerine Azeri halkının sevgisini kazanmıştır. Azerbaycan’a giden askerlere moral olması için Ahmet Cevat’ın yazmış olduğu Çırpınırdı Karadeniz şiirini bestelenmesi ve türkü haline getirilmesi için dönemin en ünlü bestekarı olan Üzeyir Hacıbeyli ile yapılan görüşmeler olumlu sonuçlanmış ve şiir bestelenerek türküye dönüştürülmüştür.

"Deniz Üstü Köpürür" Türküsünün Hikâyesi

DENİZ ÜSTÜ KÖPÜRÜR TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ Her türkü yaşanmışlıklar üzerine var olmuştur. Anadolu’nun halk ozanlarının bağlamalarından dökülen türküler unutulmadan günümüze kadar varlıklarını korumuştur. Deniz üstü köpürür türküsünün garip bir öyküsü vardır. Ula’da yaşayan biraz saf tavırları bulunan Osman isimli genç bir gün köyde yapılacak olan düğüne gitmek için sabahtan hazırlanmaya başlar. Bu durumu fark eden annesi, oğlum daha akşama çok vakit var neden acele edersin hazırlanmak için der. Osman ise her zaman ki saf tavırlarıyla belli mi olur ana belki bir yavuklu bulurum kendime der ve hep birlikte gülüşürler. Akşam olup düğüne gittiği zaman gerçekten de Osman bir yavuklu bulur ve Gülayşe isimli güzeller güzeli kıza aşık olur. Köy yerinde gençler öyle ulu orta görüşemedikleri için Osman Gülayşe'yi görebilmek için düğün düğün gezmeye başlar. Katıldığı hiçbir düğünde Gülayşe ile konuşma fırsatını elde edemeyen Osman günden güne değişik tavırlar sergilemeye başlar. Durumu fark e...

"Yandırdın Kalbimi Aman" Türküsünün Hîkayesi

 YANDIRDIN KALBİMİ AMAN TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ Aslında bu türkünün halk arasında iki farklı ismi vardır. Bazıları, yandırdın kalbimi aman demekteyken bazıları da sensiz yaşayabilmirem diye isimlendirmektedir. Aslen Azeri türküsü olan ve sevdiğine metiyeler düzen bir gencin duyguları anlatılmaktadır. Sevdiği kadına yürekten bağlı olan gencin sevdasını ve onsuz yaşayamadığını anlatırken hüzün yerine eğlenceli bir ritimle söylemeyi tercih etmesi bu aşkın ona ızdıraptan çok yaşama sevinci verdiği türkünün sözlerinden anlaşılmaktadır. Yandırdın kalbimi aman, ey kaşları keman, ey sevgili canan derken sevdiğinin güzelliğini kaşlarının güzelliği üzerinden anlatmaktadır. Ülkemizde oldukça sevilen bu Azeri türküsünü birçok sanatçı seslendirmiştir. Türkünün gerçek hikayesi tam anlamıyla bilinmemektedir. Anlatılan hikayeler dilden dile aktarılarak günümüze kadar gelmiştir.

"Hekimoğlu" Türküsünün Hîkayesi

HEKİMOĞLU TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ Hekimoğlu türküsünün hikayesi de diğer türküler gibi bir aşk hikayesine dayanır. Fakat türküde asıl anlatılan acı bir aşk hikayesinden ziyade hekimoğlunun dağlarda geçen yiğitliklerle dolu yaşamı konu alınmıştır. Hekimoğlu yaşadığı köyün en zengini olan ağanın kızına gönlünü kaptırmış ve sevgisi de kız tarafından karşılık bulmuştur. Ancak, kız köyün zenginlerinden olan bir ağa oğlu ile nişanlıdır. Kız hiçbir zaman nişanlısını sevmemiştir. Hekimoğlu ile genç kız köyün çıkışında gizli gizli buluştukları bir gün yoldan geçmekte olan bir köylü genç aşıkları görür ve hemen nişanlısına gidip durumu anlatır. Öfkeden deliye dönen nişanlı bir pusu kurup hekimoğlunu öldürmeyi düşünmektedir. Planını gerçekleştirmek için erkek kardeşini de yanına alıp hekimoğlunun akşam namazını kıldıktan sonra camiden çıkmasını beklerler. Mertliği ve yiğitliğiyle nam salmış olan Hekimoğlu pusuyu fark eder ve önce davranıp silahını ateşleyerek genç kızın nişanlısının erkek kardeşi...

"Eklemedir Koca Konak" Türküsünün Hîkayesi

EKLEMEDİR KOCA KONAK TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ Eklemedir koca konak eklemedir türküsünün çok enteresan bir hikayesi vardır. Olay Cumhuriyetin kurulmasından çok önce yaşanmıştır. Osmanlı egemenliği altında bulunan şehre görevli olarak bir bey atanır. Bu şehrin Denizli olduğu rivayetler arasındadır. Görevini icra etmek için giden bey oldukça zengin olduğu için ve İstanbul’dan gelmiş olmanın verdiği öz güvenle kimseye danışmadan şehrin en güzel yerine oldukça gösterişli üç katlı bir konak yaptırır. Konak o kadar güzeldir ki namı İstanbul’a kadar gitmiştir. Yetki ve konum olarak beyden daha üstün olan vali, bu duruma bozulmakta ve kimsenin ondan daha güzel bir yerde yaşayamayacağını söyleyerek bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünür. Birgün hanımıyla dertleşirken aklına bir fikir gelir, ben bu şehrin valisiyim ne istersem yapabilirim der. Hemen ertesi gün konağı yıktırır. Konaktan vazgeçmeyen bey yıkılan konağı eklemeler yaparak tekrar yaptırır. Eskisi kadar gösterişli olmayan konağın öyküsü...

Dünya Çapında Faaliyette Olan Türkoloji ve Türk Dili Bölümleri

Dünya Çapında Faaliyette Olan Türkoloji ve Türk Dili Bölümleri Dünya çapında Avrupa'da Türkçe eğitim veren üniversiteler şu şekildedir. Bu üniversiteler sadece bazılarını belirtmektedir. İçerisinde dernek veya özel kurumlar yer almamaktadır: Amerika - Colombia Üniversitesi, George Town Üniversitesi, Harvard Üniversitesi, Maryland Üniversitesi, Princeston Üniversitesi, The Ohio State Üniversitesi ve diğer kuruluşlardaki Türkçe Eğitim Bölümleri. Almanya -  Karlsruhe Pedagoji Yüksek Okulu ile Türkçe dil eğitimi, Essen Üniversitesi'nde Türkçe öğretmenliği bölümleri ve Türkçe eğitim alanı, Mainz Üniversitesi, Hamburg Üniversitesi'nde Türkoloji Bölümü fırsatı, Heidelberg Üniversitesi Avustralya - Avustralya Milli Eğitim Üniversitesi'nde Türkçe Eğitim Bölümü bulunmaktadır. Azerbeycan - Bakü Devlet Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. Bulgaristan - Shoumen Üniversitesi ile Türk Filolojisi Eğitimi ve Bölümü, Sofya Üniversitesi - Türkoloji Bölümü Çin - Pekin Ya...

Roald Dahl- Charlie'nin Çikolata Fabrikası Kitabı Tahlili

     Charlie'nin Çikolata Fabrikası adlı kitap Charlie ve ailesinin yaşamış olduğu maddi zorlukları anlatarak başlar.     Charlie, ailesiyle minik bir kulübede yaşayan zeki bir çocuktur. Maddi durumun getirisi olan zorluklar Charlie'yi üzmektedir ancak elinden hiçbir şey gelmez. Her şeye rağmen mutlu olan Charlie, dedesinin ona anlattığı masalları çok sevmekte ve dinlemekte. Bir gün dedesi Charlie Bay Wonka ve Hint Prensi'nin etkileyici masalını anlatır. O günden itibaren Charlie çikolatayı sevmeye başlar. Ancak Charlie, doğum günlerinde çikolata yiyebilmektedir. Çünkü maddi imkanın yoksun olması doğum günlerinde çikolata alabilme imkanı sağlıyor. Bir gün haberde Bay Wonka'nın çikolata fabrikasını devredeceğini söyler. 5 çikolatanın içine eklenen davetiye şanslı çocukları belirleyecek. Charlie, zar zor topladığı para ile çikolata almasına rağmen davetiye ona çıkmaz. Yerde bulduğu parayı son umut çikolata almaya harcar ve davetiye ona da çıkar. Artık Charlie ...

Antoine de Saint-Exupéry- Küçük Prens Kitabı Tahlili

Resim
      Küçük Prens kitabı, boğa yılanının avını yemeye çalışırken resmedilen bir karenin 6 yaşındaki çocuk tarafından anlatılmasıyla başlar. Resimden aşırı derecede etkilenen çocuk, boğa yılanını fili yutmaya çalışırken resmeder ve büyüklerine resmini gösterir. Resmin ne anlattığı konusunda yanlış fikirler yürüten aile üyeleri, çocuğa resmi bırakıp matematik gibi derslere yönelmesini önerir.  Uzun yıllar geçmesinin ardından çocuk büyür ve pilot olur. Sahra çölünde kaza yapar ve iniş yaparlar. "Bana bir koyun resmi çizer misin?" sesiyle uyanır ve sesin sahibi Küçük Prens'le o an tanışır. 6 yaşındayken çizdiği boğa yılanı ve av olan fil resmini çizer ancak Küçük Prens resmin koyun resmi olmadığını ve resimdekinin boğa yılanının fili yutmaya çalıştığını söyler. Kitap bu şekilde devam eder ve Küçük Prens kendinden bahseder. Gezegenleri dolaştığını farklı meslekte insanlar tanıdığını ve güzel bir gülü olduğunu anlatır.  Küçük Prens kitabı, Prens'in gezegenine ...

Kitap Okurken Etkili Not Alma Nedir? Nasıl Yapılır?

Resim
Bir kitabın dünyasına girdiğimiz andan itibaren etrafımızdaki çoğu şeyden haberdar dahi olmayız, bu adanmışlık insanda büyük bir aydınlanmayı ve bilgilenmeyi doğurabilir. Pek çok insan kitap okurken daha önce hayatında karşılaşmadığı veya önemli gördüğü bir bilgiye değer verse dahi genellikle not alma ihtiyacı duymaz. Beynin kısa ve uzun süreli hafıza kaynaklarını göz önünde bulunduracak olursak kitap okurken elde ettiğimiz o eşsiz bilgiyi unutmamız veya eksik hatırlamamız içten bile değildir. Bunların farkında olarak veya farkında olmayarak nadir de olsa bazı kimseler kitap kenarlarına çeşitli kısa notlar veya çizimler yapmaktadır. Kitap sayfalarını notlarla donatıp sayfanın ahengini bozmak bazı kimselerin hoşuna gitmese de etkili bir okumanın gerçekleşmesi için gerekli işlemlerden birisi olduğunu hatırlatmakta fayda var. Kitap sayfalarınızı kirletmekten korkmayın, bu sizleri kitaba daha yakın bir dost edecektir. Sadece bu kadarıyla da kalmaz sizi uyanık tutar her an tetikte olurs...

Pehlevî Devri Güney Azerbaycan Edebiyatı (1920-1978)

II. Dünya Savaşı İran Türkleri için dönüm noktalarından biridir. Pişeverî, sosyal reformlar yapar. Resmi dili Türkçeleştirir. Art arda Türkçe gazete ve dergiler yayınlanır. 1920’den sonra Pehlevî rejiminin baskı ve sansürleri soncu genel olarak edebiyatta bir yavaşlama ve gerileme devri başlar. II. Dünya Savaşı yıllarında şiirde üç ana mevzu dikkati çeker. Bunlar: Vatan sevgisi, Faşizme nefret Bağımsızlık çağrısı 1945’ten sonra Güneydeki sosyal ve siyasî havanın değişmesiyle, şiirde de değişim kendini gösterir. Millî meseleler ana konu olmaya başlar. Birlik ve beraberlik gibi kavramlar daha çok işlenir. Şiirlerdeki şiirsel keyfiyet giderek artmaya başlar. Güney Azerbaycan’da modern nesir, Abdurrahim Talibov, Zeynelabidin Marağayi, Memedali Menafzâde’nin yazmış oldukları hikâye ve romanlarla ilk örneklerini verir. Azerbaycan nesrinde asıl tema hürriyet arayışıdır. Romanın merkezinde, Güney Azerbaycan halkının yaşadığı sıkıntılar ıstıraplar vardır. Fakat roman kahramanl...

Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı Devri (1979- )

Güney Azerbaycan’da 1950’lerden sonra gittikçe artan baskı ve yasaklamalar, 1962 yılındaki toprak reformuna kadar devam eder. 1970’lerin sonuna doğru toplumun ve özellikle din adamlarının üzerindeki baskılar artar. Güney Azerbaycan’da 1950’lerden sonra gittikçe artan baskı ve yasaklamalar, 1962 yılındaki toprak reformuna kadar devam eder.  1970’lerin sonuna doğru toplumun ve özellikle din adamlarının üzerindeki baskılar artar. Humeyni’nin ölümünden sonra basın hayatına uygulanan baskıların azalmasıyla birlikte Azeri Türkçesiyle bazı dergiler yeniden yayın hayatına girer. Ayrıca Tebriz ve Tahran başta olmak üzere bazı şehirlerde kültür, edebiyat, folklor dernekleri kurularak faaliyet göstermeye başlar.  Tebriz Şairler ve Yazarlar Cemiyeti,  Ülkü Dergisi,  Tebriz Genç Şairler ve Yazarlar Cemiyeti,  Gençlik Gazetesi,  Müstakil Azerbaycan Medeniyet Ocağı,  Yoldaş Dergisi,  1979 yılındaki İslâm İnkılâbı, millî şuurun canlanması...

1. Meşrutiyet Devri Güney Azerbaycan Edebiyatı (1828-1920)

20.yüzyıl Rusların Azerbaycan’ı istila için giriştikleri harplerle doludur. Osmanlı’nın Kafkasya’daki etkisi azalınca hanlıklar kendi aralarında mücadele eder. Nadir Şah’ın ölümünden sonra bölgede ortaya çıkan siyasî boşluk ve karışıklıklardan faydalanan Ruslar, 20.yy’ın başlarından itibaren Kafkasya’ya girmeye başlar. Daha asrın başında Aras nehrinin kuzeyi tamamen Rusların eline geçer. 22 Şubat 1828 yılında yapılan Türkmençay Antlaşmasıyla Azerbaycan ikiye ayrılır: 1)Aras’ın kuzeyi Ruslar’a,  2)Güneyi ise, İran’a kalır.  Bu tarihten sonra Kuzey’de farklı bir siyasî ve ekonomik yapı kurulurken, Güney’de gelişme durma noktasına gelir. Azeri dili ile eğitim veren okullar kapatılır. Gazete, dergi ve kitap yayımına izin verilmez 20.yüzyılın başlarında İran, Kafkasya ve Osmanlı Devleti’nde meydana gelen meşrutiyet hareketleri Güney Azerbaycan’ı da derinden etkiler. Klâsik edebiyat hem Kuzeyde, hem de Güneyde canlılığını sürdürmektedir. Fuzulî gibi güçlü bir şair ta...

Azerbaycan Edebiyatının Tarihsel Gelişimi

12. ve 13. yüzyıllarda Azerbaycan edebiyatında Farsça yazan önemli kişilikler yetişmiştir. Bu dönemde Azerbaycan Edebiyatını ekol sayabilecek güçlü özellikler bulunmamaktadır.  14. yüzyıldan sonra bölgeye yönelen Türk akınları, Farsça'nın etkisini kırmıştır. 15. yüzyılda gerek saz şiirinin, gerek klasik şiirin güçlü temsilcileri yetişmiştir. (Kadı Burhaneddin, Nesimî gibi.) 16. yüzyıla kadar bu iki kol ortak geçmişi olan edebiyattır. Ancak, çeşitli tarihî nedenlerle bu iki edebiyat birbirinden ayrıldı. Hem Osmanlı hem Azeri edebiyatı içinde sayılan Fuzûli, 16. yüzyılda dünya çapında büyük lirik şairdir. Bu dönemde ayrıca önemli âşıklar ve tasavvuf şairleri de yetişmiştir. 18. yüzyılda Osmanlı Edebiyatına benzer tarzda klasik şiirle halk şiirinde birbirine yaklaşma, dilde sadeleşme görülür. Batı tesirindeki Azerbaycan edebiyatı, Rusların Kafkasya’ya girmesiyle başlar. 19. yy da Kafkasya’da başlayan Rus istilasının bir sonucu olarak da Azerî edebiyatı iki kola ayrılır: Ku...

Oya Baydar- Savaş Çağı Umut Çağı Kitabı Tahlili

    Roman 1940’lı yıllardan başlayarak 1963 yılına kadar olan tarihi sürecin isimsiz bir genç kızın kendi anlatımından biraz siyasi biraz da toplumsal yönleriyle ele alınmasından oluşur. 1940’lı yıllarda çocukluğu ile ilgili anılarından bahseden bu kız, daha çok yirmili yaşlarına denk gelen 1960’lı yılları anlatmaktadır.     Romanda kızın babasının önce padişahın adını bağırarak büyümesi, sonra bu makamı yıkanların adını haykırması ile kendisinin ve yaşıtlarının Atatürk ve silah arkadaşlarının adını bağırarak büyümesi ve sonraları bir çok kişinin Atatürk ve özellikle İnönü karşıtı kesilmesi hem tarihin tekerrür etmesi bakımından hem de nesiller boyu aynı siyasi çatışmaların sürdüğünü göstermesi bakımından ilginçtir. Romanda 1960’lı yılların üniversiteli gençleri olan kahramanlarımızın temel problemi olarak belli bir ülküye sahip olamayışları, hayatlarını adayacak bir amaçlarının olmayışı gösterilmektedir. Bu amaçsızlıkları dönemin siyasi ahlaksızlıkları ile bi...